02 Ağustos 2016, 17:53 | Yorum yok

HKaratasSuçsuzluk karinesi, anayasamızın 38/4 maddesinde bir temel hak olarak düzenlenmiştir. Yargıyı, “oğlan bizim, kız bizim” tekerlemesi içinde görenler ne yazık ki suçsuzluk karinesini her olay ya da davada eşit bir biçimde uygulamamaktadır.[Haber görseli]

 Mart ayında, Ensar Vakfı’nda bir öğretmenin erkek öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu haberi iki şeyi ön plana çıkarttı. Biri “gizlilik” kararı, diğeri bu kararın gerekçesi “masumiyet/suçsuzluk” karinesi. Mahkeme, “bir kişi kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmadan suçlu sayılamaz, bu nedenle bu davada gizlilik kararı veriyorum” dedi. Bu kararın doğruluğunu değil ama dayandığı hukuksal müessesleri reddetmek mümkün değil. Suçsuzluk karinesi, anayasamızın 38/4 maddesinde bir temel hak olarak düzenlenmiştir.

Yedi yıl önce bugün
Yıl 2009… Nisan’ın 13’ü… Saat, sabahın beşi… Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı, kanserle mücadele eden Türkan Saylan’ın evi Emniyet tarafından basılıyor. Suçlama ağır. Ergenekon terör örgütüne üyelik. ÇYDD genel merkezinde aramalar, delil olarak alınan belgeler ve bilgisayarlar… 17-18 Nisan 2009… Basında haberler…

ÇYDD Kadıköy şubesinde delil olarak alınan bilgisayar belleğinde “kız çocuklarının askeri öğrencilerle tanıştırıldığı” bilgileri varmış. Haberler devam ediyor. Bakıyoruz, haberlerin yapıldığı tarihlerde bilgisayar bellekleri Emniyet’te ve daha açılmamış bile. Mühürlü torbalarda. Al sana masumiyet karinesi.

Akıllara gelmiyor
Bu iğrenç suçlamalar ile ilgili her gün televizyonlarda konuşmalar, tartışmalar. ‘Ergenekon’ üyeliği unutuluyor. Kız çocuklarının pazarlandığı intibaı beyinlere kazınıyor. Kimsenin aklına “masumiyet karinesi” gelmiyor. Kimse bu davada “gizlilik” kararı verelim demiyor. Yetmiyor, ÇYDD yöneticilerinden Prof. Dr. Ayşe Yüksel tutuklanıyor.
Al sana masumiyet karinesi… Aradan zaman geçiyor… Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ndeki bilgisayarlara bu iğrenç bilgilerin, bilgisayar belleği Emniyet’te iken gizlice yüklendiği bilirkişi raporları ile belirleniyor. Yani bu bilgilerin sahte olduğu ortaya çıkıyor. ÇYDD yöneticileri ve ÇYDD ismi beraat ediyor.

Beraate gizlilik!
ÇYDD’ye her gün suçlama yapan basın, bir kez olsun beraat kararını haber yapmıyor. Zihinlerdeki iğrenç imajın kalmasından memnunlar. Sanki beraat kararı için bir “gizlilik” kararı var. Suçlamaları yaz, beraattan haber verme. Al sana masumiyet karinesi.
Geçenlerde bir yemekte aynı masada oturduğumuz bir kişi, ÇYDD’ye yöneltilen suçlamaları tekrar etti. “Bu konuda bir beraat kararı var. Bu suçlama, sahte delile dayalı. Beraat kararını okumadınız mı?” dediğimde, beraat kararı verildiğini bile bilmediğini söyledi. Tabii ki delillerin sahte olduğundan da haberi yok. Yıka beyinleri, sonra doğruyu söyleme. Al sana masumiyet karinesi. Soruşturmayı yürüten savcılar yurtdışına kaçtı. Emniyet görevlilerinin bir kısmı tutuklandı. Bir kısmı da yurtdışında,“savcılarının” yanında.

‘Bana var, sana yok’
Ensar Vakfı Başkanı, bir televizyona verdiği röportajda “ÇYDD’ye de benzer suçlamaların yapıldığını” söyledi televizyonda. Konuşmasında, suçlamaların sahte delillere dayalı olduğundan veya ÇYDD’nin bu iğrenç suçlamalardan beraat ettiğinden söz etmedi. Televizyon kanalına bu konuda bir açıklama yapması gerektiğini yazdık. Cevap yok. Açıklama da yok. Masumiyet karinesi bile “bana var, sana yok” noktasında Türkiye’mde.
Yargıyı, “oğlan bizim, kız bizim” tekerlemesi içinde görenlerin ülkemiz hukukunu getirdiği nokta bu. Rahmetli Türkan Saylan ile birlikte kaleme aldığımız son nefeste son savunma isimli kitapta son söz olarak şunu söylemiştim: “Hukuk hepimiz içindir. Hukuku hiçe sayanlar, bir gün hukuka muhtaç kalmışlardır. Tarih böyle söylüyor.”

Av. HÜSEYİN KARATAŞ
ÇYDD avukatı ve Onur Kurulu Üyesi
Ülke Politikaları Vakfı Başkanı

Bu yazı 13/04/2016 tarihinde
Cumhuriyet’te yayınlanmıştır.