02 Ağustos 2016, 17:40 | Yorum yok

HKaratasEskiden muhalefetteki siyasi parti, iktidara gelmek, iktidardaki siyasi parti ise tekrar iktidara gelmek için çalışırdı. Yolsuzluklar, beceriksizlik ve ispat edilen yalanlar iktidarı kaybettirirdi. Bu nedenle de ahlaki değerlere önem verilirdi.

Bu nedenle YOLSUZLUK, YOKSULLUK VE YASAKLARI kaldırma vaadi AKP’yi iktidara getirdi.

AKP DÖNEMİNDE, İKTİDAR İÇİN “GİTMEMEK” TEMEL POLİTİKA OLDU.

Şimdilerde ne yolsuzluk, ne yoksulluk, ne yasaklar, ne de aleni yalanlar ülke iktidarını kaybettirmiyor.

 

17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları bile araştırılmadan, soruşturulmadan kapandı. İktidar, iktidardan gitmedi.

Yoksulluk aldı başını gidiyor. İktidar, iktidardan gitmedi.

Yasaklar insanları evlerinde bile tutsak etmiş vaziyette. İktidar, iktidardan gitmedi.

Bir nevi meşru sayılmaya başladı yapılanlar.

resim-002

SAVUNMA HAKKI BANA, SUSMA HAKKI SANA.

“Herkes konuşur, AKP yapar” sloganı ile yola çıkan iktidar, açılım dedi, inkar etti. Dolmabahçe mutabakatı dedi, inkar etti. Sahte delillerle açılan davalarla ordu tasfiye edildi, “Paralel’in işi” savunması yapıldı.

Paralel de “PARALEL DEVLET” diye anıldı. “Paralel devlet” olmaz!. “Paralel iktidar” olur. Eyy iktidar, “kiminle paraleldiniz?” diye sorulamadı bile.

Paralel çizgiler, paralelliğini bozsanız da kesişir bir noktada. Kesişen iradeniz, gitmemek için yasal zemin hazırlamadaki işbirliği miydi?

Bir söylenen bir dakika sonra inkar edildi ama insanların bilgiye ulaşmaları kısıtlandığı için son söylenenler akıllarda kaldı. Basın susturuldu. Gazeteciler hapse atıldı.

 

SUÇLAMA HAKKI BANA, HAPİSTE YATMA VE ÖLDÜRÜLME HAKKI SANA.

Cumhurbaşkanı, mit tırlarının durdurulması ile ilgili olarak, bunun paralel’in işi olduğunu söyledi. “Türkiye bir hukuk devleti olmasaydı bu ihanetin cezası başka olurdu” dedi. Ne olacaktı? Yani ortadan mı kaldıracaktınız haber yapan gazetecileri?

İşte biri de çıktı, bu söylemi emir telakki etti. Silahla saldırdı Can Dündar’a, “seni yaşatmayacağım” dedi.

Hani kimse suçluluğu sabit olana kadar masum sayılırdı? Binlerce yıl önce kabul edilen bu temel insan hakkına ne oldu?

Hangi demokrasiden, hangi hukuk devletinden söz ediyoruz?

Bir hukuk devletinde bir Cumhurbaşkanı bu sözleri sarfedebilir mi? Suçlama hakkı benim, öldürülme,  -olmazsa- hapiste yatma hakkı senin diyebilir mi?

 

HUKUK SADECE BANA, SUSMA HAKKI SANA.

Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerini yok sayan bir Meclis Başkanı var ülkemde.

Cumhurbaşkanı bile anayasayı ihlali halinde anayasamıza göre “görmüş değiliz ama”               yargılan-a-bilirken, Anayasa’yı ihlal ettiği açık olan meclis başkanına dokun-a-mayan bir Hukuk Devleti olur mu, Yargı olur mu? Bu koruma nereden geliyor? Hani bağımsız ve tarafsız yargı?

İktidardan gitmemek için, yargılanmamak için hukuk düzeni yok sayılıyor.

 

HÜKÜMETTE PARALEL OLMAZ, PARTİDE OLUR.

Geldik siyasi partilere.

Muhalefet partileri bulundukları yerden o kadar memnun ki. İktidara gelmek gibi bir niyet taşımıyor gibiler. Niyetleri olsa bu konuda bir çabaları da olurdu.

Ama ister iktidarda olsun, ister muhalefette olsun her siyasi partide Genel Başkanlık,  “partinin başında ölmek” yani “gitmemek” üzerine kurulu bir sistem. Hepsi, bütün Genel Başkanlar genel başkanı olduğu partinin sahibi.

Hal böyle iken değişik bir şey oldu. İktidardaki siyasi partinin genel başkanı, Cumhurbaşkanı’nın isteği “talimatı da denebilir” sadece Başbakanlığı değil, Genel Başkanlığı da bıraktı.

Olamaz!!!.

Tüm kabullerin ve alıştırıldığımız mantığın tersine bir durum bu.

Partiye üye olmayan, Anayasa’nın 101. maddesi uyarınca partisi ile ilişiği kesilmiş olan Cumhurbaşkanı’nın partinin asıl sahibi gibi davranması nasıl kabul edilecek?

Bir paralel arıyorsak asıl paralel bu. Üstelik bu paralel yapı inkâr da edilmiyor.Cumhurbaşkanı “ne var bunda?” diyor.

Daha ilginç olanı ne biliyor musunuz?

Eleman arama ilanlarında aranan elemanda olmasını istedikleri nitelikler yazar ya.  “şu kadar deneyimli, şu kadar eğitim almış biri aranıyor” gibi…

Bizdeki durum şu: “Başbakanlık makamına profili düşük birisi aranıyor”

“Gitmeme”nin başarı ve erdem sayılmaya başlandığı ülkemde “gitmemek” için aranan tek şartın bu olması, partide Başbakan seçilmeyenlere “şükür” dedirtebilir de, nasıl hazmedecek müstakbel Başbakan ve nasıl hazmedeceğiz biz yurttaşlar?

“AKP genel başkanlığı ve başbakanlık makamı kaldırılmıştır” diyecekler de, ah hala şu demokrasi ve hukuk diyenler olmasa.

HÜSEYİN KARATAŞ
ÜLKE POLİTİKALARI VAKFI BAŞKANI

Bu yazı 10/06/2016 tarihinde
Cumhuriyet’te yayınlanmıştır.