03 Ağustos 2016, 18:59 | Yorum yok

HKaratasDokunulmazlara dokunan sevgili hocam Türkan Saylan,

Eğitim ve çağdaşlık yolunda attığınız adımların önemini çok iyi anladığımız bir yıl daha geçti. Eğitimde bilimsellikten iyice uzaklaştık. Dogmalarla yaşam dönemine geri döndük.

Çağdaşlık kelimesi hâlâ yasak.

Geçen yıl mektubumu yazdıktan hemen sonra 17 Aralık’ta bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonu başladı. 25 Aralık’ta ikinci ayağı gündeme geldi. Operasyona göre kimler yoktu ki bu rüşvet ve yolsuzluk ağı içinde? Bakanlar, çocukları, Başbakan çocuğu ve niceleri.

Bu operasyonda savcıların verdiği emirler polis tarafından yerine getirilemedi. Emri yerine getirmeye çalışan polislerin vurulması talimatının bile verildiği söylendi.

Hemen karşı bir operasyon başlatıldı.

Bu operasyonları, paralel devlet yapmışmış. Derhal, operasyonu hazırlayan hakimler, savcılar ve polislere karşı bir operasyon başlatıldı. Savcı ve Hâkimlerin görev alanları ve yerleri değiştirildi. Polislerin birçoğu hapse atıldı. Bu kişiler savunmalarında sahte delil dolu Ergenekon ve Balyoz davalarında,  verilen talimatlar çerçevesinde hareket ettiklerini itiraf ettiler.

İktidar, “kumpas kurmuşlar” dedi. İktidar ile Cemaat arasında resmen savaş başladı.

Anayasa Mahkemesi, yargılamalarda adil davranılmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet kararlarını bozdu. aralarında cezaevinde ziyaret ettiğim, İlker Başbuğ, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan da bulunan birçok değerli askerimiz, yazarımız serbest kaldı.

Paralel denilen polisler kimlerdi biliyor musunuz? Bizim birlikte yayımladığımız “SON NEFESTE SON SAVUNMA” *kitabımızda adı geçen birçok isim var içinde. Biz o dönemde derneğin suç işlemediği çığlığı attığımız günlerde sahte isimlerle ihbar dilekçeleri yazanlardı.

Hatırlarsınız sevgili hocam, 2010 yılı sonunda yayımladığımız SON NEFESTE SON SAVUNMA kitabımızda son söz olarak şunları yazmıştım.

BUGÜN, TÜRKİYE’DE BİZİM BİLMEDİĞİMİZ BİR ANAYASA VAR GALİBA ÜÇ MADDEDEN İBARET.

  • ATATÜRK ADINI ANMAK YASAKTIR.
  • MUHALEFET ETMEK YASAKTIR.
  • BENİ VE BENİM ADAMLARIMI YARGILAMAK YASAKTIR.

BEN HUKUKÇUYUM.

HUKUK HEPİMİZ İÇİNDİR.

HUKUKU HİÇE SAYANLAR, SONUNDA HUKUKA MUHTAÇ KALMIŞLARDIR. TARİH BÖYLE SÖYLÜYOR.

Aradan daha 4 yıl geçmeden tarihin söyledikleri haklı çıktı sevgili hocam. Ordumuzu ve itibarlı kişilerin tamamını sahte delillerle mahkûm ettirenler de hukuka muhtaç kaldılar.

Varlığını söylediğimiz anayasa da artık alenileşti.

ATATÜRK adı anılmıyor artık.

Muhalefet edenlere ağır hakaretler ediliyor.

17 ve 25 Aralık operasyonları için takipsizlik kararı verildi. Yani “BENİ VE BENİM ADAMLARIMI YARGILAMAK YASAKTIR” denildi.

Yetmedi, milletvekili dokunulmazlığına sığınanlar ile ilgili kurulan komisyonda ifade verecek eski bakanların soruşturması ile ilgili yayın yasağı konuldu. Yani ne savunma yaptıklarını halkımız bilmeyecek. Saklayacak bir şeyleri mi var acaba sevgili hocam? Dava açılsaydı da haklı iseler beraat etselerdi iyi olmaz mıydı? Biz “hukuk yok” dediğimizde “hukuka güvenin” diyenler hukuka mı güvenmiyorlar?

O kadar çok şey oldu ki şu geçen yılda sevgili hocam.

Madenlerde ölümlerin buralarda çalışanların fıtratı olduğu kabul edildi. Diğer işyerleri ve inşaatlarda da bir yılda yüzlerce can kaybedildi.

Yerel seçimler yapıldı bu yıl. İktidar partisi başarılı oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Başbakan cumhurbaşkanı seçildi. RTÜK, bazı kanallara ceza verdi. Yayınlarında seçilen adaya diğer adayların 100 katı fazla yer verdikleri için. Yani seçim de çok adil oldu (!) sevgili Hocam.

Suriye kuzeyinde bir ışid örgütü çıktı. Kamera karşısında kafa kesmekle ünlendiler. Bu terörist grubun kuruluşunda Türkiye desteği olduğu iddia edildi. Gizli görüşme kayıtları doğru ise, bizden 2.000 TIR silah gönderildiği iddia edildi. Dünya ve ülke gündemi değişti.

Sonra bu örgüte karşı bir koalisyon oluşturuldu. Koalisyona biz de katıldık ama başka bir konuda uzlaştık nedense. “Suriye’de yasal iktidarı devirmeye çalışan, terör örgütü ÖSO (özgür Suriye Ordusu)nu eğitme görevini üstlendik.

Amerika da donatacakmış.

Bir terör örgütünü eğitmek ve donatmak, uluslar arası alanda bir savaş suçudur. Ama koalisyon ortağımız Amerika olduğu için kimse bu konu üzerinde durmuyor hocam. Önce Uluslar Arası Savaş Suçları Mahkemesi’ne ve tüm dünyaya sesleniyorum. “Hukuku hiçe sayanlar, sonunda hukuka muhtaç kalmışlardır. Tarih böyle söylüyor.”

Sizi çok özledi ülkemiz.

İyi ki doğdunuz.

Yürekten sevgiler sevgili hocam.

HÜSEYİN KARATAŞ
ÇYDD ONUR KURULU ÜYESİ

Bu yazı 14/12/2014 tarihinde
Cumhuriyet’te yayınlanmıştır.